Görsel

Dokunulmayan Sesin Asırlık Mirası İstanbul’da

Müzik ve teknoloji tarihinin en sıra dışı kesişim noktalarından biri olan ve hiçbir fiziksel temas gerektirmeden yalnızca ellerin havadaki salınımlarıyla ses üreten theremin, asırlık serüvenini Beyoğlu’nun kalbinde yankılandırdı. Rus fizikçi ve mucit Léon Theremin tarafından 1919 yılında icat edilen bu efsanevi çalgının yaşayan temsilcisi ve mucidin torununun oğlu Peter Theremin, Candela Concerts serisi kapsamında 12 Ekim 2026 akşamı İstanbullu dinleyicilerin karşısına çıktı. Tarihi dokusu ve freskleriyle büyüleyen Beyoğlu Sahne’de gerçekleşen dinleti, elektronik sesin kökenleri ile klasik oda müziği estetiğini aynı sahnede buluşturdu.

Gecede Peter Theremin’e piyanoda Türkiye’nin önde gelen icracılarından Dengin Ceyhan eşlik etti. İkilinin sahnedeki uyumu; klasik dönem sonatlarından sinema tarihinin kült temalarına uzanan geniş bir repertuvarı, thereminin adeta bir insan sesini veya yaylı çalgıyı andıran lirik esnekliğiyle yeniden yorumladı. Havanın görünmez dalgalarını ses frekanslarına dönüştüren sanatçı, parmak uçlarının elektromanyetik alanda çizdiği heykelsi hareketlerle dinleyicilere hem işitsel hem de büyüleyici bir görsel koreografi sundu.

Binlerce Mumun Işığında Zamansız Bir Atmosfer

Konserin gerçekleştiği ve bir dönem tarihi fırın olarak kullanılan İtalyan mimarisi Mario Cantoni Binası, Sistine Şapeli’nden esinlenen tavan freskleri ve binlerce mumun amber rengi parıltısıyla performansın mistik dokusunu pekiştirdi. Candela Concerts konseptinin yarattığı loş ve sıcak ambiyans, modern dünyanın görsel gürültüsünü dışarıda bırakarak dikkati tamamen sesin hacimsel yayılımına odakladı. Mumların titreşen ışıkları ile thereminin uzay çağı estetiğini çağrıştıran rezonansı, geçmiş ile geleceğin iç içe geçtiği zamansız bir atmosfer yarattı.

Klasik oda müziği disiplinini deneysel elektronik sınırlarla genişleten dinleti, 20. yüzyıl başının avangart fütürizmi ile günümüzün estetik duyarlılıkları arasında sağlam bir bağ kurdu. Peter Theremin’in virtüözlük düzeyindeki dinamik kontrolü ve piyanist Dengin Ceyhan’ın nüanslı dokunuşları, salonun yüksek tavanlı akustiğinde birleşerek melankolik ve derinlikli bir tını mimarisi inşa etti. Dinleyiciler, havanın bizzat bir enstrümana dönüştüğü bu büyüleyici deneyimde, müziğin maddeden arınmış en yalın haline tanıklık etti.

Sesin Maddesizleştiği Yeni Estetik Ufuklar

Sanatsal deneyimin geleneksel konser kalıplarının ötesine geçerek mekân, ışık ve teknolojiyle hibritleştiği çağdaş arayışlar, İstanbul’un kültür sahnesinde taze bir soluk alanı yaratıyor. Beyoğlu Sahne gibi tarihi mimari miras yapılarının dönüştürülerek çok katmanlı performans merkezlerine evrilmesi, kentin tarihsel dokusunu yaşayan bir sanat hafızasına dönüştürüyor. Candela Concerts programının akustik tınıları deneysel enstrümanlarla çeşitlendirmesi, müzikseverleri alışılmış duyma alışkanlıklarının ötesinde yeni bir algı eşiğine taşıyor.